Dünya Basın Özgürsüzlüğü Günü!

Basın Açıklaması Tarihi: 03/05/2006
İNSAN HAKLARI GÜNDEMİ DERNEĞİ
TR004/2006/Basın Özgürlüğü


Bugün 3 Mayıs “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” ve daha dün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gazeteci yazar Erdoğan Aydın Tatlav’ın başvurusunu değerlendirerek, “Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ifade özgürlüğü ile ilgili 10. ve adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesini ihlal ettiğine karar verdi. (Aydın Tatlav v. Turkey; no:50692/99).

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, “mesleklerini gerçekleştirirken hayatlarını kaybeden gazetecilerin anısına saygı duymak, onların bağımsızlığına yönelik saldırılardan medyayı korumak ve dünyanın her yerinde basın özgürlüğünün önemini vurgulayarak, basın özgürlüğünün en temel prensiplerini temin etmek için” 1991 yılında 3 Mayıs gününü “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak ilan etti.

Bugün düşünce ve ifade özgürlüğünün olmazsa olmaz koşullarından biri olan basın özgürlüğü, ne yazık ki ülkemiz gibi diğer pek çok ülkede ayaklar altına alınmış bir halde. Avrupa Konseyinin verilerine göre, ifade özgürlüğü geniş bir şekilde kısıtlanıyor ve sık bir şekilde ihlal ediliyor, hatta kısıtlamalar kimi zaman öldürücü olabiliyor. Sadece 2005 yılında dünya genelinde 150’den fazla gazeteci mesleklerini icra ederken öldü. Ölen gazetecilerin yarıdan fazlası cinayete kurban gitti. Binlercesi olmasa bile yüzlercesi ya kaçırılarak ya da cezaevine konularak özgürlüğünden yoksun bırakıldı.

Sınır Tanımayan Gazetecilerin verilerine göre 2005 yılında;

En az 807 gazeteci tutuklandı,
1308 gazeteci fiziksel saldırıya uğradı veya tehdit edildi,
1006 medya aygıtı sansürlendi,
1 Ocak 2006 itibariyle dünya genelinde 126 gazeteci ve elektronik ortamda yayın yapan 70 siber-muhalif cezaevine kondu.

Türkiye’de ise 15.12.2005 itibariyle, düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan kanun maddeleri nedeniyle “kim yargılanıyor, neden yargılanıyor, dava hangi safhada, ne hüküm verilmiş, hükümlü hangi hapishanede, ne zaman çıkacak”ın ÇETELE’sini tutan Düşünce Suçuna Karşı Girişim’in (http://www.antenna-tr.org) verilerine göre, basın ve diğer yayın organları yoluyla düşüncelerini ifade eden yüzlerce gazeteci ve yazara karşı açılmış davalar söz konusu.

Bağımsız İletişim Ağı’nın(BİA- http://www.bianet.org) verilerine göre, “301 davaları sadece fikir insanını değil, devleti eleştiren sokaktaki insanı bile tehdit etti. Yeni TCK ile birlikte 40 kişiye 301’den işlem yapıldı. Türkiye’de 3 gazeteci hapiste. Hükümetin tasarısını hızla çıkarmaya çalıştığı TMY, 5 kişiyi hapse gönderebilir. Gazeteci Dilipak halen Askeri Mahkeme’de yargılanıyor. Üç ayda Türkiye, ifade özgürlüğü ile bağlantılı davalarda AİHM’ye 115 bin 730 YTL ödedi”.

İnsan Hakları Gündemi Derneği olarak “ifade özgürlüğünün hoş karşılanan görüşlerin açıklanmasını olduğu kadar, rahatsız eden ve şok eden görüşlerin açıklanmasını da kapsadığını, basının ‘kamu denetçisi’ rolünü gerçekleştirirken abartılı, hatta provoke edici olabileceğini” (Thoma v. Lüksembourg) bir kere daha hatırlatmak isteriz. Buna paralel olarak, son günlerde “Terörle Mücadele” gerekçe gösterilerek düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını kabul edilemez bulduğumuzu ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin tarafından da ifade edildiği gibi, ifade ve basın özgürlüğünün çoğulculuk, farklılık, hoşgörü ve karşılıklı anlayış kültürü üzerinde temellendirilmesi gerektiğini belirtiriz.

“Dünya Basın Özgürlüğü Günü”nün tüm medya mensupları için özgür bir gün olması dileğiyle.