localhost

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Reklam
English (United Kingdom)

Tek Adam

e-Posta Yazdır PDF

Hayat insanı nereden nereye getiriyor. Rahmetli Erbakan Hoca’ya parti içinde “tek adam” olduğu için karşı çıkan ve yollarını ayıran Sn. R.Tayyip Erdoğan, Türkiye için “tek adam” oldu…İlk yola çıkarken ki, beyin kadro etkisizleşti, Türkiye toplumunun geleceği, bir şahsın iki dudağının arasından çıkacak kelimelere bağlandı. Neyi yapıp neyi yapmayacağına, neyi nasıl çözeceğine, neyi nasıl yöneteceğine “danışmanlarına danışarak” sadece kendisi karar veriyor. Hata yaptığında, hatasını kendisine söyleyebilecek kimse yok… Bunu yapmak hem büyük bir cesaret istiyor, hem muhatap dinlemiyor, hem de liderin iki dudağı arasındaki tüm istikbalini riske etmiş oluyor... Seçimlerdeki temayül yoklaması tam bir mizansen… Çünkü son sözü elindeki liste ve kırmızı kalemle daima lider söylüyor. Bu yöntemle seçilen vekil de, geleceğini tabi olarak toplumun rızasında değil, kendisine ihsan edene bağlılıkta görüyor. Böyle bir yönetim tarzından, basiretli, ferasetli, dünyadaki tüm insanların kan ve gözyaşı üzerinden ikbal temin eden odakların entrikalarını çözecek, tedbir alacak, bir devlet aklı çıkabilir mi… Ancak haksızlık ta etmeyelim. Diğer partilerin de Ak Partiden bir farkı yok. MKYK'ları PM'leri dostlar alışverişte görsün kıvamında… Son söz daima tek adamlarımızda, liderlerimizde. ..

Öyle bir yönetim tarzı ki, Ergenekon v.s. suç yapılanmalarından ne kadar temizleneceğimize o karar veriyor. Bu soruşturmada açığa çıkan onca delile rağmen Fıratın öteki tarafına geçilmeyip, Jitem gibi suç yapılanmalarının insanları öldürüp asit kuyularında yok eden anlayışının soruşturulmasına, cezalandırılmasına gerek duyulmayabiliyor. 28 şubat post modern darbe yapılanmasında yargının kaç dalga ile konuyu görüşeceğini o tespit ediyor. Bu kadar dalgayı toplumun bünyesi kaldırmaz diyor ve dalgalar bir anda kesiliyor… Açılım sürecinin adına, ne kadar açılacağımıza, içeriğine yine o karar veriyor. Hangi gazetecinin neyi yazacağına, hangi gazete patronunun kiminle çalışacağına o müdahale ediyor. Neyin devlet sırrı olduğunu o tespit ediyor. Hangi bürokratın yargılanabileceği izni ondan geçiyor. Hepimiz dikkat kesilmiş onun iki dudağı arasından çıkacak bir işareti beklemekteyiz…

İnsanı yönlendiren his ve heves olursa, zaman ve olaylar onu, rüzgara kapılıp savrulan yapraklar gibi, istenmeyen ve beklenmeyen noktalara atar. Harekete geçirici unsuru akıl ve hikmet olanlar ise sapmadan, doğru hedeflerine yürürler. Bu ise tek adamlığa soyunmakla değil, ehil/layık insanlarla istişare/ danışma mekanizmalarını kurup, işletmekle, kollektif yönetim anlayışını gerçekleştirmekle olur. Sadece Sn.Başbakan’ın önünü açacak lokal düzenlemeler değil, köhnemiş, işlemez hale gelmiş 1923 model devlet aygıtını adalet ve güvenlik hizmetleri dışında olabildiğince küçültmek, vatandaşın hak ve özgürlüklerini teminat altına alan, hizmet eden bir şekle dönüştürmek ancak böyle mümkün olabilecektir.

Ak partinin ve Sayın Başbakan’ın sağlık, ulaşım, haberleşme, e-devlet projeleri bağlamındaki büyük başarılarına rağmen, gelinen aşamada toplumun gerisine düşmesine sebep olan belki de bu tek adam anlayışı olsa gerek…”Padişahım çok yaşa” diyen çok…Ben diyorum ki “Gururlanma padişahım senden büyük Allah var”…

MEHMET ARİF KOÇER 

 http://www.ilkehaber.com/yazi/tek-adam...-6070.htm