BASINA VE KAMUOYUNA
2024-2026 dönemi İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, 19 Mart ta gerçekleşen barışçıl protesto ve açıklamalara katılmaları, alanlarda ve hapishanelerde gerçekleştirilen hak ihlallerine hukuki destek sunmaları ve raporlamaları gerekçe gösterilerek yeni bir soruşturma açıldığı bilgisini aldık.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddeleri, barolara ve baro yönetimlerine; “hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak” şeklinde açık ve emredici bir görev vermiştir. Baroların doğrudan yasalardan kaynaklanan bu yetki ve sorumlulukları kapsamındaki işlem ve açıklamalarının kriminalize edilerek suç olarak değerlendirilmesi kabul edilemez.
Öte yandan, avukatların ve meslek örgütlerinin insan hakları savunuculuğu rolü, uluslararası hukuk standartlarıyla da teminat altına alınmıştır. Birleşmiş Milletler Havana Kuralları (Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler) 23. İlkesi uyarınca avukatlar; hukukun üstünlüğünü, adaletin işleyişini ve insan haklarının geliştirilmesini ilgilendiren konularda kamusal tartışmalara katılma özgürlüğüne sahiptir. Aynı kuralların 16. İlkesi ise devletlere; avukatların mesleki faaliyetlerini hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yersiz müdahale ile karşılaşmadan yerine getirmelerini sağlama yükümlülüğü yükler.
İfade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere tüm hak ve özgürlüklerin korunması, savunulması, ihlallerin tespiti ile raporlanması, hukukçuların meslek örgütü olan Baroların öncelikli çalışma alanlarındandır. Mevcut İzmir Barosu yöneticileri de evrensel hukuktan ve yasalardan aldıkları bu sorumluluğu büyük bir özenle yerine getirmektedir.
Faili ve mağduru kim olursa olsun tüm hak ihlallerine karşı aynı savunma hattında olmaktan onur duyduğumuz İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerimize yöneltilen bu haksız ve hukuksuz soruşturmaya karşı her zaman dayanışma içinde olacağız.
İnsan hakları savunuculuğu yargısal tacizlerle engellenemez.
İHGD / İnsan Hakları Gündemi Derneği