localhost

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Reklam
English (United Kingdom)

Orhan Kemal Cengiz'e Hürriyet Onur Ödülü

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye ’den bireysel özgürlükler, anayasal demokrasi, serbest tercih hakkı, teşebbüs özgürlüğü gibi değerlerin benimsenmesi ve yaygınlaşması için çalışan Liberal Düşünce Topluluğu’nun (LDT) Hürriyet Onur Ödülü’ne bu yıl Orhan Kemal Cengiz layık görüldü. 
11 Mayıs’ta İstanbul ’da düzenlenen ödül töreninin açılış konuşmasını Mustafa Akyol yaptı. Cengiz’e ödülünü daha önce ödül alan Prof. Dr. Ergun Özbudun verdi. Orhan Kemal Cengiz Türkiyeli protestanların hukuk danışmanlığını yapmış, Malatya’da meydana gelen misyoner cinayetlerinde de mağdurların avukatlığını üstlenmişti. Cengiz’in Berat Özipek’le beraber hazırladığı ‘Ergenekon is Our Reality’ adlı bir İngilizce raporu bulunuyor.

Son Güncelleme: Cuma, 17 Şubat 2017 23:15 Devamını oku...
 

İHGD DEVAM EDEN BARIŞ SÜRECİNİ DESTEKLİYOR

e-Posta Yazdır PDF

İnsan Hakları Gündemi Derneği bir süre önce Devlet ve PKK arasında BDP’nin aracılığıyla başlatılan Kürt sorununu barışçıl ve demokratik yollarla çözme sürecini ve bunun sonucunda PKK’nın şiddeti bırakma ve Türkiye’den çekilme sürecini desteklemekte ve bu tüm sürecin aslında gecikmiş bir hareket olduğunu kamuoyuna beyan eder.

İHGD barış sürecini Cumhuriyetin kuruluşundan ve 1950 de çok partili siyasi hayata atıldıktan sonra Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi, barış ve huzurun tüm ülke genelinde sağlanması, Türkiye’de yaşayan halklar için gerçek eşitliğin sağlanması ve özellikle imzaladığımız uluslar arası insan hakları sözleşmelerinin gereğinin yerine getirilmesi açısından tarihi bir süreç olarak görmektedir.

Son Güncelleme: Çarşamba, 08 Şubat 2017 23:28 Devamını oku...
 

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Nihayet Kabul Edildi!

e-Posta Yazdır PDF

 İltica hakkı, temel bir insan hakkı olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 14. Maddesinde düzenlenmesine, 1951 Cenevre Sözleşmesi ile bir BM sözleşmesi olarak hemen tüm dünyada genel kabul görmüş olmasına ve Türkiye bu sözleşmeyi imzalayan ilk ülkelerden birisi olmasına karşın ülke içinde bir yasal düzenleme yapılma ihtiyacı hissedilecek kadar itibar görmedi ya da görmezden gelindi. AİHM’den sürekli bir şekilde Türkiye aleyhine alınan ihlal kararları ve AB sürecinin getirdiği zorunluluklar sonucunda bu ihtiyaç ilk defa 2011 de hissedildi ve uzun süren çalışmalar 4 Nisan 2013 de yasalaşarak ortaya çıktı.

Doğu ve batı arasında önemli bir köprü olan Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana sığınmacılar, mülteciler ve illegal yollara başvuran göçmenler için hedef ülke ve kaynak ülke olmanın yanı sıra bu hareketlilikte transit bir ülke olagelmiştir. Bununla birlikte Türkiye’de, uluslararası korumaya muhtaç insanlara gereken desteği ve korumayı sağlamaya yönelik bir mevzuat oluşturmaktan kaçınılarak, söz konusu alan idari önlemler ve uygulamalarla düzenlenmeye çalışıldı. Bu yaklaşımın sonucunda ise, özellikle 2000'li yılların başından itibaren, artan bir şekilde ulusal ve uluslararası kurumların eleştirilerine hedef oldu. Söz konusu eleştirilerin odak noktası ise sığınmacı ve mültecilerin Türkiye'de yaşamaya mecbur bırakıldıkları insan onuru ve haysiyetine yakışmayan şartlardı.

Son Güncelleme: Perşembe, 25 Nisan 2013 18:06 Devamını oku...
 

108 Soruda Ekonomik ve Sosyal Haklar

e-Posta Yazdır PDF

108 Soruda Ekonomik ve Sosyal Hakları

Av.Özlem Yılmaz - Av.Gülçin Aktunç

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Mart 2017 13:31
 

117 Soruda Mülteci Hakları

e-Posta Yazdır PDF

  117 Soruda Mülteci Hakları

Av.Salih Efe - Av.Orçun Ulusoy

Attachments:
Download this file (117 soruda mülteci hakları baskı.pdf)117 soruda mülteci hakları baskı.pdf[ ]1292 Kb
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Mart 2017 13:27
 

70 Soruda Roman Hakları

e-Posta Yazdır PDF

 

 70 Soruda Roman Hakları

Günal Kurşun - Orhan Kemal Cengiz

Attachments:
Download this file (70 soruda Roman Hakları.pdf)70 soruda Roman Hakları.pdf[ ]590 Kb
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Mart 2017 13:37
 

Danıştay'ın Başörtülü Avukat Kararını Destekliyoruz

e-Posta Yazdır PDF

Bu ne şekil ne de rejim sorunudur, sadece gecikmiş bir insan hakkının teslimidir….

İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD) olarak Danıştay 8. Dairesi’nin, Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kurallarında yer alan avukatların 'başları açık' görev yapacaklarına ilişkin düzenlemenin yürütmesini durdurmasını destekliyor ve bu durumun ne şekil ne de rejim sorunu olduğunu, aksine sadece gecikmiş bir hakkın tesliminden ibaret olduğunu kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.İstanbul Barosuna kayıtlı bir kadın Avukatın kimliğinin yenilenmesi istemiyle yaptığı başvuru, başörtülü fotoğraf verdiği gerekçesiyle Türkiye Barolar Birliği'nce reddedilince Türkiye Barolar Birliği meslek kurallarının 20. maddesinin iptali istemiyle Danıştay'da dava açılması üzerine davaya bakan Danıştay 8. Dairesi, 20. maddedeki ''Avukat ve avukat stajyerleri mesleğe yaraşır bir kılık ve kıyafetle başları açık olarak mahkemelerde görev yaparlar'' düzenlemesindeki ''başları açık'' ibaresinin yürütmesini oy çokluğu ile durdurması gecikmiş bir hakkın teslimi olarak yorumlamaktadır.

Son Güncelleme: Çarşamba, 08 Şubat 2017 23:21 Devamını oku...
 

Kaygılıyız!

e-Posta Yazdır PDF

İnsan Hakları Gündemi Derneği olarak, son dönemlerde Hıristiyan vatandaşlarımıza yönelik saldırıları kaygıyla izlemekteyiz. İstanbul Samatya’da Ermenilere yönelik olarak birbirini izleyen ve birisi ölümle sonuçlanan saldırılar, Rum kilisesinin taşlanması, İzmit Protestan Kilisesi’ne yönelik hazırlanmış suikast planı, Hıristiyanları hedef alan saldırılarda ciddi bir hareketlenme olduğunu göstermektedir. Geçmişte saldırıların bu şekilde artmasının ardından, Hrant Dink, Rahip Santoro cinayeti ve Malatya katliamlarıyla karşılaşmıştık. Hükümet geçmişte var olan tüm belirtilere rağmen bu cinayetler öncesinde gerekli tedbirleri almakta atalet göstermiş; bu cinayet ve katliamın arkasındaki gerçek ve derin güçlerin açığa çıkarılmasında da maalesef aktif bir irade ve tavır gösterememiştir. İnsan Hakları Gündemi Derneği, Samatya’da yaşanan dehşet ve korku ortamına derhal son verilmesi için devletin en üst düzeyde harekete geçmesini ve ırkçı saldırılara karşı güçlü bir irade sergilemesini talep etmektedir.

 

Öte yandan, yıllardır aynı davada yargılanmakta olan Pınar Selek hakkında daha önce üç kez beraat kararı veren mahkemenin, bu defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdiğini izledik. Bu karar, Pınar Selek şahsında; hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlük arayışı ve mücadelesini sürdürenleri sindirmeye yönelik bir karardır. Bu karar verildiği andan itibaren vicdanlarda derin bir yara açmıştır. Bu davanın görülüşünde başta adil yargılanma hakkı olmak üzere tüm everensel insan hakları standartlarının terk edilmiş olmasını, Türkiye’deki Ceza Muhakemesi sisteminin gittiği nokta üzerinden kaygıyla karşılamaktayız.


İnsan Hakları Gündemi Derneği olarak, devletin yürütme ve yargı organlarının hukuk devleti sınırları içerisinde hareket etmesini ve imzaladıkları uluslararası insan hakları sözleşmelerine uygun davranmasını talep etmekteyiz.

Son Güncelleme: Çarşamba, 08 Şubat 2017 22:43
 

Çekiç, çivi ve avukatlara operasyon

e-Posta Yazdır PDF

Avukatları, haklarını savundukları sanıklarla özdeşleştirip, aynı kefeye koyduğunuzda demokrasinin de karikatürünü çizmeye başlamışsınız demektir. Yıllar önce bir karikatür görmüştüm. Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi ve yöneticisi avukatların gözaltına alındığını duyunca o karikatür geldi aklıma. Karikatürün birinci karesinde, perişan durumda bir adamın ellerinden ve bacaklarından kelepçe ve prangayla duvara asılı olduğunu görüyoruz. Feci şekilde dayak yemiş olan adam, gücünün son kırıntılarını kullanarak “avukat istiyorum” diyor. Sonra karikatürün ikinci karesinde, aynen onun gibi perişan durumda bulunan bir adamın yine aynı duvarda ve aynı şekilde asılı olduğunu görüyoruz, o da dönüp ilk karede gördüğümüz adama “buradayım” diyor. Avukatları, haklarını savundukları sanıklarla özdeşleştirip, aynı kefeye koyduğunuzda demokrasinin de karikatürünü çizmeye başlamışsınız demektir. Şimdi hemen birileri “ne yani avukatlar suç işleyemez mi, avukatlara ayrıcalıklı davranılması mı gerekiyor” diyecektir. Hiç bir meslek, hiç kimseye suç işlemeyeceğine dair bir garanti sağlamıyor şüphesiz. Herkes gibi avukatlar da suç işleyebilir. Ama, uzun yıllardan beri insan hakları savunuculuğu yapan, polisin işlediği vahim insan hakları ihlallerinin izini süren avukatlar bir gün, savunmanlıklarını yaptıkları kişilerle aynı suçlamalara maruz kalıyorlarsa orada hepimizin alarma geçmesi gereken bir durum var demektir.

Son Güncelleme: Salı, 22 Ocak 2013 15:59 Devamını oku...
 

Savaşta farklı barışta farklı uygulama

e-Posta Yazdır PDF

Türk Silahlı Kuvvetleri, barış zamanında ordudan attığı kişileri, savaş ve seferberlik zamanlarında geri çağırabilecek. TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda kabul edilen disiplin tasarısına göre; ‘iffetsiz kişiyle evlenme veya birlikte yaşama, aşırı borçlanma, kumar ve alkol düşkünlüğü, TSK’nın saygınlığına zarar verici ağır disiplin suçu işleme, gizli bilgileri açıklama, siyasi partilere girme, ideolojik ve siyasi faaliyetlerde bulunma, uzun süreli firar etme, disiplinsizliği alışkanlık haline getirme ile gayri tabi mukarenet (eşcinsel ilişkiye girme)’ ordudan doğrudan atılma nedeni olacak. Ordudan ayırma kararlarını Yüksek Disiplin Kurulları verecek ve bu kararlar yargı denetimine açık olacak. Ancak tasarı, hangi eylem nedeniyle olursa olsun, barış zamanı ordudan atılanların savaş veya seferberlik döneminde orduya geri alınmaları için açık kapı bırakıyor. Bu konu hakkındaki görüşler ise birbirinden çok farklı, işte onlardan bazıları. 

Devamını oku...
 

Roboski'de Hukuk Devlet ve Ak Parti

e-Posta Yazdır PDF

Bugün Uludere-Roboski katliamının 1. yıldönümü. Bu katliam üzerine söylenebilecek çok şey var, ama elimizdeki yetersiz bilgilerle, söylenenlerin hiçbirisi spekülasyon düzeyinin ötesine geçemiyor. Ancak aradan geçen bir yıl içerisinde olanlara baktığımızda hiçbir tereddüde düşmeden söyleyebileceğimiz tek şey, katliamın net bir şekilde karartmaya uğratıldığı ve üzerinin kalın bir şalla örtüldüğüdür.Önümde mağdur avukatlarının kaleme aldıkları iki tane dilekçe duruyor. Bu dilekçelerde dile getirilen talepler ne kadar acıklı bir durum içinde olduğumuzu çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Her ikisi de 12 Aralık tarihinde kaleme alınmış ve ilgililerine teslim edilmiş bu dilekçelerden ilki Diyarbakır Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne hitaben yazılmış.Dilekçede dosya üzerindeki ‘kısıtlama’ kararının kaldırılması talep ediliyor. Dilekçenin içinde dile getirilen detaylara baktığınızda ‘soruşturmanın’ ne durumda olduğunu çok net bir şekilde anlayabiliyorsunuz. Aradan geçen bir yıla rağmen gizlilik kararı nedeniyle dosya hakkında hiçbir şey öğrenemediklerini belirten avukatlar, kısıtlama kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, gizlilik kararının hangi gerekçelere dayandığını bilmediklerini ifade ediyorlar. Düşünebiliyor musunuz, bu kadar önemli bir dava dosyasında soruşturmanın üzerine ‘gizli’ diye bir damga vuruluyor ve bu gizliliğe neden ihtiyaç duyulduğunun açıklanmasına bile tenezzül edilmiyor. Aradan iki haftadan fazla zaman geçtiğini görünce açtım Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Tahir Elçi’ye sordum, peki mahkeme bu dilekçeye bir cevap verdi mi diye.

Son Güncelleme: Cumartesi, 29 Aralık 2012 11:45 Devamını oku...
 

Basına ve Kamuoyuna

e-Posta Yazdır PDF

18 Aralık 2012 tarihinde ulusal gazetelerde bir ilköğretim okulunda çocukların dini inançlarını test eden anketlerin dağıtıldığını hepimiz okuduk. Söz konusu okul Yalova’da Romanların yoğun olarak yaşadığı Bağlarbaşı Mahallesi’nde yer alan Müfettiş Hamdi Girgin İlköğretim Okulu'dur ve bu dini içerikli anket yalnızca Roman ailelerin çocuklarına dağıtılmıştır. Roman çocuklardan evde aileleriyle doldurup geri getirmeleri istenen ankette "Allah’ın varlığına ve birliğine inanır mısınız?" "Abdest alır mısınız?" "Hangi sıklıkta dua edersiniz?" "Erkek çocuklarınızı cuma ve bayram namazlarına götürür müsünüz?" gibi ayrımcı, toplum duygusunu zedeleyici, onur kırıcı, aşağılayıcı, rencide edici soruların yer aldığı görülmektedir. Alenen Romanlar hedef alınmakta ve dini inançları sorgulanmaktadır.

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Şubat 2017 15:23 Devamını oku...
 

Tek Adam

e-Posta Yazdır PDF

Hayat insanı nereden nereye getiriyor. Rahmetli Erbakan Hoca’ya parti içinde “tek adam” olduğu için karşı çıkan ve yollarını ayıran Sn. R.Tayyip Erdoğan, Türkiye için “tek adam” oldu…İlk yola çıkarken ki, beyin kadro etkisizleşti, Türkiye toplumunun geleceği, bir şahsın iki dudağının arasından çıkacak kelimelere bağlandı. Neyi yapıp neyi yapmayacağına, neyi nasıl çözeceğine, neyi nasıl yöneteceğine “danışmanlarına danışarak” sadece kendisi karar veriyor. Hata yaptığında, hatasını kendisine söyleyebilecek kimse yok… Bunu yapmak hem büyük bir cesaret istiyor, hem muhatap dinlemiyor, hem de liderin iki dudağı arasındaki tüm istikbalini riske etmiş oluyor... 

Son Güncelleme: Perşembe, 22 Kasım 2012 15:27 Devamını oku...
 

İşkence davasında yeni karar bekleniyor

e-Posta Yazdır PDF

İşkence davasında yeni karar bekleniyor

 

Siyasi aktivist Engin Çeber’in gözaltında ölümünün üzerinden neredeyse dört yıl geçmişken mahkeme, işkence sonucu öldüğü iddia edilen Çeber’in ölümünde polis ve cezaevi infaz koruma memurlarının rollerinin olup olmadığına yeniden karar verecek.

 

Bakırköy Asliye Mahkemesi, 1 Ekim günü yapılacak duruşmada, 10 Ekim 2008 tarihinde altmış devlet görevlisinin, Çeber’in gözaltındayken başına aldığı ağır darbeler sonucu ölümüne sebebiyet verip vermediğine karar verecek.

 

Dava, Yargıtay’ın 19 polis ve ceza infaz koruma memurunun Engin Çeber’in ölümünden suçlu bulunduğu ilk mahkeme kararını bozmasından birkaç ay sonra, Şubat 2012’de başladı.

Devamını oku...
 

Sanığı polis değil avukat yakaladı

e-Posta Yazdır PDF

Sanığı polis değil avukat yakaladı

İSTANBUL - Cizre’de, 20 yurttaşın öldürülmesine ilişkin, Albay Cemal Temizöz’ün bir numaralı fail olarak yargılandığı davada, savcılığın ve mahkemenin tam üç yıldır ulaşamadığı şüpheliyi, mağdur ailelerin avukatı Tahir Elçi buldu. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi ’nde görülen davanın iddianamesinde, ‘Yavuz’ kod adını kullanan başçavuşun 20 cinayetin sorumlularından biri olduğu öne sürülüyordu. Bu kişi 1994’te İskan Arslan, Ramazan Elçi, Abdullah Özdemir ve İzzet Padır, Ramazan Uykur, İbrahim Adak, Cizre’nin Kurtuluş Mahallesi’nden İbrahim adlı kişi, PKK ’ya katılmak isterken yakalanan 4-5 köylü, 1995 yılında Suriye uyruklu iki kişi, Silopili üç genç ve Iraklı bir gencin öldürülmesi ile itham ediliyordu.
Son Güncelleme: Çarşamba, 10 Ekim 2012 14:28 Devamını oku...
 

ULUSLARARASI ADALET GÜNÜ

e-Posta Yazdır PDF

Uluslararası Adalet Günü: Dünyada Cezasızlığın Sona Erdirilmesi İçin Kurulan Sistemin 14üncü Yıldönümü Kutlanıyor ve Türkiye Hala Sistem Dışı!

 

Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu, Roma Statüsü’ne taraf olmayan tüm devletleri ve Türkiye’yi, Statü’ye taraf olmaya bir kez daha davet eder.

17 Temmuz 1998’de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsü, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edildi. Bugün 139 devletin imzaladığı, 121 devletin taraf olduğu Statü ile kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçunun takibi konusunda tüm dünya üzerinde etkili tek hukuk mekanizması olarak varlığını sürdürüyor.

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Şubat 2017 15:17 Devamını oku...
 


Sayfa 5 > 11

E-Mail Listesi

Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta listemize üye olun.