localhost

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Reklam
English (United Kingdom)

Vandallar İş Başında

e-Posta Yazdır PDF

İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin BİHDK “Azınlıklar ve Kültürel Haklar Komisyonu”nun Hazırladığı Rapor Sonrası Yaşanan Gelişmelere İlişkin Basına ve Kamuoyuna Yönelik Açıklamasıdır.

“İnsan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden yararlanan, her şeyi düzene sokan, başa geçip yöneten düşüncedir; geri kalan her şey kör, sağır ve cansızdır”
Epiharmus
MS. 455’de Doğu Germen ırkından gelen yağmacılara Vandal denmekteydi. Bu tanım, sonradan her türlü sanatsal, estetik ve düşünsel faaliyete karşı yıkıcı, parçalayıcı, vahşi ve barbarca davranışa ilişkin kullanılmıştır. Bilindiği gibi bir süredir, BİHDK içinde oluşturulan 13 alt çalışma grubundan biri olan, “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu” tarafından hazırlanan rapor, toplumun birçok kesimince tartışılıyor. Tartışma, devletin üst kademelerinden, hükümet organlarına ve parlamentoya; medya organlarından sivil toplum örgütlerine varıncaya kadar geniş yankılar uyandırdı. Ancak, önce raporun hazırlanmasında raportörlük işlevini üstlenmiş olan Baskın Oran'a, daha sonra da “bölücülük-yıkıcılık” niyetleriyle hazırlandığı imasıyla tüm çalışma gurubuna, hatta raporun BİHDK'da benimsenmesi yönünde oy kullanmış herkese yönelen saldırı ve tehdit kampanyası, tarihin derinliklerinden gelen bir tür Vandallığın izini sürmektedir. Madde 19 - Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi

Son olarak, raporun açıklanması sırasında İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı İbrahim Ö. Kaboğlu’na karşı gerçekleşen çirkin davranışlar ve akabinde konuya ilişkin sarf edilen şiddet ve tehdit içerikli sözler, Türkiye’de insan haklarına saygının temin edilmesi yönünde atılan onca adımdan sonra, gerçekten de endişe vericidir. AKP Malatya Milletvekili Süleyman Sarıbaş'ın İnsan Hakları Danışma Kurulu üyelerine ilişkin “Millet bunları tükürüğüyle boğar.” ; “...Filistin kamp kaçkını, eski sosyalistler, şimdilerde liboş, AB'ye girersek finoş olacak zatlar. ... milliyetsiz devşirmeler...” şeklindeki açıklamaları; İHDK 'Azınlık Raporu'nun açıklanması sırasında, raporu Kurul Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun elinden alarak yırtan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve İHDK üyesi Fahrettin Yokuş’un, yaptığı çirkin saldırıyı savunarak, “Raporu değil bir defa, bin, on bin, yüz bin defa karşımıza çıksa yine yırtacağız" demesi ve ardından yükselen “Dünyada buna samimi olarak inanlar varolduğu sürece, kendi muhakemeleri onlara bunun akılsızca ve vicdanları yanlış olduğunu söylese de, onlar daima fikirleri cezalandırmayı düşüneceklerdir.”
Walter Bagehot
"Bizim sesimizi duymazlarsa kurşunun sesini duyarlar" sloganları; DYP Genel Başkan Yardımcısı Saffet Kaya’nın “Yokuş doğru yaptı, kutluyorum, eline sağlık.” diyerek şiddete verdiği destek; Raporu “ihanet belgesi” olarak niteleyerek Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu üyesi Fethi Bolayır tarafından yapılan suç duyurusu, sadece “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu”na değil, Türkiye’de insan hakları için mücadele veren tüm insan hakları savunucularına karşı yapılmış bir saldırıdır. Bu uluslararası düzeyde kabul görmüş, evrensel insan haklarının açık bir ihlali niteliğindedir. İnsan haklarının evrenselliği ve bütünlüğünü ve insanlık onuruna saygı prensibini içine sindirememiş kişilerce gerçekleştirilen bu tutum ve davranışlar, ülkemizin insan hakları siciline kara bir leke olarak geçecektir. Bir görüşün herkes tarafından kabul edilmesi elbette ki beklenemez. Her konuda olduğu gibi “azınlıklar” konusunda da farklı görüşler olabilir. Önemli olan bu görüşlerin şiddet ve nefret içermeyecek şekilde, karşılık saygıya dayanan bir ortamda tartışılmasıdır. Yaşananlar, böylesi bir saygı ortamını sabote ettiği gibi, benden olmayan ötekini yok etmeye yönelmiştir.

Madde 19 - [İfade özgürlüğü]
1. Herkesin, bir müdahale ile karşılaşmaksızın fikirlere sahip olma hakkı vardır.
2. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak bir kimsenin ülke hudutlarıyla sınırlanmaksızın sözlü, yazılı veya basılı veya sanatsal ürün şeklinde veya kendi tercih ettiği başka bir iletişim vasıtasıyla her türlü bilgi ve düşünceyi arama, edinme ve ulaştırma özgürlüğünü de içerir.
Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi
Hükümetin, BİHDK “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu” tarafından açıklanan rapor ve rapora karşı geliştirilen tepkiler karşısında takındığı tavır ise daha da endişe vericidir. Kanunla kurulmuş bir kurumun içindeki bağımsız uzmanların hazırladığı bir raporu görmezden gelmesi, uzmanları hedef haline getirecek açıklamalar yaparak onları yalnız bırakması, kurumun sadece bir vitrin oluşturmak amacıyla oluşturulduğu imajını güçlendirmiş ve güvenirliğini ayaklar altına almıştır. AKP Hükümeti tarafından verilen tepkiler, bu tür kurumlarda resmi anlayışın ve hükümet politikalarının dışında, bağımsız çalışmaların yapılamayacağı, yapılması durumunda da engelleneceğini göstermektedir. Türkiye’nin AB üyeliği yolunda bir arifenin yaşandığı şu günlerde, AKP hükümeti tarafından verilen bu türden olumsuz tepkiler, aynı zamanda hükümetin insan haklarına ilişkin samimiyetini daha doğrusu samimiyetsizliğini göstermesi bakımından büyük bir talihsizliktir. Üstelik, Dışişleri Bakanı, Abdullah Gül’ün utangaç, ayaküstü ve belli ki geçiştirilmek amacıyla yapılmış kısa açıklaması hariç, hükümetin hiçbir organı tarafından, şiddet döngüsünü kınayan bir açıklama yapılmamıştır. Hükümetin kayıtsızlığı, tarafımızca yaşanan şiddetin onaylanması şeklinde yorumlanmaktadır. Hükümet, şiddeti kınamak yerine, sessiz kalarak destek vermiştir. Şiddet daha da ilerlerse, sonuçlarından başkası değil bizzat Hükümetin kendisi sorumlu olacaktır.Madde 7 - Herkesin, bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte, insan hakları alanında yeni prensip ve düşünceleri tasarlama aynı zamanda onları tartışma ve kabul görmesini sağlama hakkı vardır.
Madde 10: Hiç kimse edimde bulunarak veya gerektiği durumlarda müdahaleden kaçınarak insan haklarının ve temel özgürlüklerin ihlaline katılamaz; kimse bu hak ve özgürlüklerin ihlalini reddettiği için cezalandırılamaz ve tedirgin edilemez.
“Evrensel Olarak Tanınan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması ve Geliştirilmesinde Toplumsal Kuruluşların (Organların), Grupların ve Bireylerin Hakları ve Sorumlulukları Üzerine Bildirge”
İnsan hakları savunucuları devletin memuru değildirler. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de insan hakları savunucularının devlet politikalarıyla ters düşmesi kaçınılmazdır. Çünkü, devletlerin korumak ve gerçekleştirmek için söz verdikleri insan hakları sözleşmeleri, yine bizzat devletler tarafından ihlal edilmektedir. Bu durumda insan hakları savunucularının yaşanan ihlallere tepki vermesinden daha doğal hiçbir şey olamaz. Bu tepkinin hazımsızlıkla karşılanması daha başka ihlallere yol açar ve krizi derinleştirir. Ne yazık ki, çalışma grubu tarafından açıklanan rapor sonrası yaşanan gelişmeler bu yöndedir.

Madde 10- İfade Özgürlüğü
Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğünü, kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Bu vesileyle, İnsan Hakları Gündemi Derneği olarak, İHDK “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu”na ilişkin sözlü ve fiili saldırıları açıkça kınadığımızı belirtir, Türkiye’de uluslararası düzeyde kabul görmüş insan haklarının savunulması, korunması ve geliştirilmesi yönündeki her türlü faaliyeti destekleyeceğimizi, engelleyenlere karşı da mücadele edeceğimizi bildirmek isteriz.

Basına ve Kamuoyuna Saygılarımızla...
İNSAN HAKLARI GÜNDEMİ DERNEĞİ

 

E-Mail Listesi

Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta listemize üye olun.