localhost

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Reklam
English (United Kingdom)
Anasayfa Makaleler Azınlık Hakları Avrupa'da Ulusal Azınlıkların ve Bölgesel veya Azınlık Dillerinin Korunması

Avrupa'da Ulusal Azınlıkların ve Bölgesel veya Azınlık Dillerinin Korunması

e-Posta Yazdır PDF
31.03.2008

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiserliği

Avrupa'da Ulusal Azınlıkların ve Bölgesel veya Azınlık Dillerinin Korunması: Süreçte Neredeyiz?

Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Sözleşme ve Avrupa Bölgesel veya Azınlık Dilleri Şartı'nın Yürürlüğe Girişinin 10. Yıldönümü Hakkındaki Avrupa Konseyi Konferansı'nda Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiserliği Direktörü Brendan F. Moran Tarafından Yapılan Konuşma

Strasburg, 11 Mart 2008

Çev: Işıl Göksel

Sayın Başkan,

Sayın Genel Sekreter,

Ekselansları, Bayanlar ve Baylar,

AGİT Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiseri adına, Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Sözleşme ve Avrupa Bölgesel veya Azınlık Dilleri Şartı'nın yürürlüğe girişinin 10. yıldönümünü vurgulayan bu konferansa katılmak, benim için gerçekten büyük bir onur. Her iki sözleşme de, Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiseri'nin çalışmaları için vazgeçilmez bir taban oluşturmanın yanı sıra, azınlık meselelerinden doğan gerilimlerin azaltılmasında da Komiser'e büyük destek vermektedir. Yüksek Komiserin bu konferansa davet edilmesi, AGİT ve Avrupa Konseyi arasındaki mükemmel dayanışmanın somut bir kanıtıdır.

Bana verilen bu fırsatı, bu iki sözleşme ve AGİT Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiseri'nin görevleri arasındaki ilişki üzerine birkaç gözlem yapmak için kullanmayı öneriyorum.

Çok iyi bilindiği gibi, Yüksek Komiser'in görevlerinden biri anlaşmazlıkları önlemektir, ve 1992 Helsinki Belgesi'nde de tanımlandığı gibi, bu, AGİT'in siyasi-askeri boyutundan doğan bir görevdir. Komiser'in çalışmaları, ulusal azınlıkları içeren durumlarda oluşabilecek şiddet içeren anlaşmazlıkları önlemeyi amaçlamaktadır. Daha spesifik olarak, Komiser, AGİT alanı içerisinde, AGİT devletleri içindeki ve bu devletler arasındaki barışı, istikrarı ya da dostane ilişkileri tehdit edecek ve anlaşmazlığa dönüşebilecek gerilimleri belirlemek- onlar için çözüm aramak- için çoğunluk ve azınlıklar arasındaki etnisiteler-arası ilişkiler ile ilgilenmektedir. Bu tarz geniş bir görev tanımı, Çerçeve Sözleşme'nin bağımsız ve usüle ilişkin maddeleri için farklı bir perspektifle çizilen amaçları ile de ilişkilidir. Sözleşmenin girişinde "Avrupa tarihinde yaşanan felaketlerin, bu kıtadaki istikrar, demokratik güvenlik ve barış için ulusal azınlıkların korunmasının temel bir unsur olduğunu gösterdiğini"nin altı çizilmiştir.

Çerçeve Sözleşme'nin aksine, ulusal azınlıkların korunması, Yüksek Komiserin görevlerinin bizzat amacı değildir. Koruma, daha çok, önceliği olan amaca, yani AGİT'e taraf devletleri etkileyecek şiddet içeren anlaşmazlıkların önlenmesine yönelik bir araçtır. Bu yüzden, görev tanımı, Yüksek Komiseri, çoğunluk ve azınlıklar arasındaki gerilimli durumlarda, azınlıkların yanında olmaya zorlamamaktadır. Aksine, Komiser, durumdaki bütün yasal çıkarları göz önünde bulundurmak zorundadır. Fakat, azınlıklar için bir Ombudsman olmasa da, görevinin ancak azınlık hakları bilinir, ve onlara gereken saygı gösterilirse, başarılı bir şekilde yerine getirilmiş olacağını sanırım burada söylememe bile gerek yok.

Doğuş şekli nedeniyle, Çerçeve Sözleşme, AGİT'in insani boyut taahhütlerinden esinlenilmiş olup, bu yüzden de bunlarla yakından ilişkilidir. Avrupa Konseyi Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından 1993 yılında kabul edilen Viyana Bildirgesi, Bakanlar Komitesi'ne ulusal azınlıkların korunmasını garanti altına alma amacıyla akteden devletlerin mutabık kalacağı prensiplerin belirlenmesi için bir çerçeve sözleşme hazırlama görevi vermiştir. Çerçeve Sözleşme'nin Açıklayıcı Raporu'nda da belirtildiği gibi, AGİT taahhütlerine yapılan vurgu "Avrupa Konseyi, elinden geldiğince, bu siyasi taahhütleri yasal yükümlülükler çevirmelidir. Zaten bilhassa Kopenhag Belgesi, çerçeve sözleşmenin taslağının hazırlanmasında kılavuzluk yapmıştır" arzusunun bir yansımasıdır.

Siyasi taahhütlerin yasal olarak bağlayıcı kurallar haline gelmesi sürecinin önemli sonuçlarından biri, aralarındaki çokboyutlu birlikteliktir. Yüksek Komiser, sadece Sözleşme'ye taraf olan devletler ile olan görüşmelerinde değil, diğer AGİT devletleri ile olan ilişkilerinde de Çerçeve Sözleşme'nin standartlarına oldukça sık bir şekilde vurgu yapmaktadır. Çerçeve Sözleşme'nin yasal dilinde de belirtilen siyasi taahhütler, Komiser'in taraf olmayan devletlere yönelik tavsiyelerinin de güçlenmesini sağlamaktadır. Bu nedenlerden dolayı, Çerçeve Sözleşme, ulusal azınlıkların korunmasında esas olarak kabul edilen araç haline gelmiştir. Sözleşme'nin kabulünden bu yana, Yüksek Komiser'in görev tanımı ve Sözleşme kapsamındaki düzenlemeler arasındaki birliktelik daha da gelişmiştir.

 

Dile ilişkin sorunlar, bilhassa da azınlık gruplarına mensup kişilerin kendi dillerini kullanabilme kapsamı, pek çok AGİT ülkesindeki etnisiteler-arası ilişkileri etkileyen gerilimin ortak kaynağıdır. Bir yandan, resmi dilin, bilhassa da yönetim alanında, kullanılması, entegrasyonun geliştirilmesi konusunda önemli bir araçtır. Azınlıkların devletin dilini bilmeleri, kamu yaşantısına katılmaları adına çok önemlidir. Fakat diğer yandan, azınlıklar için, genellikle kimliklerinin mühim bir parçası olarak gördükleri kendi dillerini muhafaza etme arzusu da büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, Devletin kendi dillerini kullanmalarına ilişkin politikasını, Devletlerin azınlıklara ve çeşitliliğin kabulüne karşı genel bakış açısının bir göstergesi olarak görebilmektedirler.

Azınlık haklarının korunması ve geliştirilmesi ile entegrasyon politikaları arasında adaletli bir denge kurmaları için AGİT devletlerine yardım etmek, her zaman Yüksek Komiser'in esas görevlerinden biri olmuştur. Bu, dil konusunda ayrıca bir önem taşımaktadır. Komiser'in deneyimlerine göre, uzlaşı sağlayan bir dil politikası, entegrasyon ve istikrar arttıran bir araç olabilecekken, bu tür bir dengenin tutturulamaması, kutuplaşmanın çok ciddi bir risk olarak karşımıza çıkmasına neden olmaktadır.

Tam da bu noktada, Yüksek Komiser, Bölgesel veya Azınlık Dilleri Şartı'na ayrı bir önem vermektedir. Dille ilgili konularla ilgilenirken, her ülkenin spesifik durumunu göz önünde bulundurmak zorunda olmasının yanı sıra, ilgili ülkenin bu Şart gibi uluslararası bir sözleşme tarafından kurulmuş standartları kabul etmesi, çok önemli bir başlangıç noktasıdır. Bölgesel veya azınlık dillerinin korunması ve dilsel çeşitliliğin muhafaza edilmesinin desteklenmesi için oluşturulan önlemler adına Şart'ın esnek bir karaktere sahip olması bilhassa çok önemlidir. Zaten, bölgesel veya azınlık dillerinin korunması ve dilsel çeşitliliğin muhafaza edilmesinin desteklenmesi adına hazırlanan önlemlerin Devletler tarafından seçimi konusunda da, Şart, esnek bir yaklaşım sergilemektedir.

Şart aynı zamanda, Yüksek Komiser'in dille ilgili konularda tavsiyeleri için bir temel görevi gören 1998 Ulusal Azınlıkların Dil Haklarına İlişkin Oslo Tavsiyeleri'nin geliştirilmesinde de büyük bir rol oynamıştır.

Yüksek Komiser, Şart'ın, şu ana kadar onay sürecini başlatmamış devletlerce bir an önce yürürlüğe konmasını şiddetle tavsiye etmektedir. Ekim 2006'da Viyana'da Şart'ı henüz onaylamamış devletler için Onaylama Süreci ile ilgili Avrupa Konseyi ile ortak bir seminer düzenlemiş, ve ziyaretleri sırasında Şart'ın onayının ya da Şart'a henüz taraf olmamış AGİT ülkelerinin hükümetlerinin katılımının gereğini düzenli olarak vurgulamıştır. Kendisi, bu konferansın da yeni onayları beraberinde getireceğini ummaktadır.

Sayın Başkan, konuşmamı tamamlarken, hem Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Sözleşme, hem de Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı'nın, Yüksek Komiser'in görevlerinin büyük bir çoğunluğu için gerekli yasal destekleyicileri sağladıklarını belirtmeme izin verin. Bu iki sözleşme, azınlıklar ve onların hak ve yükümlülüklerinin korunması ile ilgilenmektedirler. Yüksek Komiser'in görevlerinden biri ise, azınlıklara yapılan yanlış muameleler sonucu doğabilecek anlaşmazlıkların önlenmesidir. Fakat, amaç aslında aynıdır- Avrupa'da insan hakları ve demokratik esaslara saygılı bir istikrar ve güvenlik. Yüksek Komiser ve kurumu, Avrupa Konseyi ile, bu mühim alandaki mükemmel işbirliğinin devam etmesini içtenlikle dilemektedir.

Teşekkür ederim.

http://www.coe.int/t/e/human_rights/minorities/1._general_presentation/

PDF_Speech_BFM_10th_Anniversary_engonly.pdf

 

E-Mail Listesi

Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta listemize üye olun.